Hizmetlerimiz

Aileni Tanı
100%
Kendini Tanı​
100%
Fiziki ve Psikolojik rahatsızlıkların irtibatı
78%
Duygusal Denge
93%
Kişisel Gelişim
93%
Mental Yapı
89%

HİZMETLERİMİZ

Yeni dünya düzenine ayak uydurmak isteyen kişi ileriyi keşfetmesi gereklidir. Bu keşif de ancak geçmişte yaşadıklarımızdan çıkarmamız gereken dersleri almakla ve aciz yönlerimizi tamamlayacak düşünce yapısına kavuşmak için gerekli adımları atmakla olacaktır.

Kendini Tanı

İnsan ilk önce kendini iyi tanır ki, çevreleri ve hayatı da böyle teşhis edilir. İnsan gelişmeye açık bir varlıktır. Diğer canlılardaki gibi hazır bilgiler, üretici olarak verilmemiştir. Buradan anlıyoruz ki; Yörelerimizle tecrübe edineceğiz, kendimizi geliştireceğiz. Önemli olan kendini doğru yerde yaşayanlardır. Akıl, düşünce ve duygularımızla konumumuzun özgürlüğünü vermektir. Dengeye gelmemiş duygu ve bakış açısı çokça hata yaptırır. Doğduktan sonra insanın yaşadığı, hayatın bir bakış açısı kazanmasına sebep olur. Sağlıklı bir şekilde yetiştirilmişse daha az sorunla karşılaşılır. Sağlıksız bir şekilde gelişmemişse daha fazla sorunla karşılaşılır.Fakat insanın istendiği takdirde doğrulup en üst mertebelere ulaşabileceği belirtilmiştir. Bu insana verilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aileni Tanı

Her yeni evlenecek olan çiftlere sorsanız, çok büyük bir oranda, evlilikle beraber hayatta her meseleyi çözmüş, kendilerini altından dağlar elde etmiş gibi zannederler. Aslında hayat okulunun yeni talebeleridir. Bunu da yakında görecekler. İnsanlar çocukluğundan itibaren her şeyin eğitimini alır, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversiteye gider mühendis olur, doktor olur, nedense evlilikle alakalı bir eğitim almaz. Çünkü yoktur. Oysaki hayatının tam ortasındaki, her şeyiyle alakalı bir müesseseyi hafife alır ya da farkına varmaz. İhtiyaç duymaz. Sonrasında birçok şeyi yaşayarak öğrenmeye çalışır. Çoğunda da hata yapar. Bu da çok yıpratıcı olur.

Toplumun yapı taşı ailedir. Eşler genelde anne babasının birbirine karşı bakış açısını yeni kurdukları yuvalarında devam ettirme eğilimindedir. Bunu bazen istemeden de yapabilirler. Bilinçaltındaki öğreti ve kalıplar zaman ve mekâna göre değişimi en zor unsurlardır. Hatalı da olsa insan bildiğini uygulamak ister. Fakat aile oluşturmaya gelince farklı kimlik, örf, adet, bakış açısı ve yaşam tarzları eşler arasında gün geçtikçe belirginleşir. Aslında insanın yaratılışında içine konmuş bu fıtri müessese farklılıklarla zenginleşir. Evlilik insanın maddi ve manevi gelişim aracıdır. Aradaki farkları bir öğrenme ve pozitif gelişim adına kullanmak yerine eleştiri ve şikâyet konusu yapmak evliliğin manasını anlamamak demektir.

Fiziki ve Psikolojik rahatsızlıkların irtibatı

İnsanın duygusal durumundaki düzelme hem psikolojik hem de fiziksel birçok rahatsızlıklarının düzelmesine sebep oluyor. Aslında fiziki, psikolojik ve yaşama dair tüm sıkıntılar sonuçtur. Fiziki bedeni incelediğimizde anlıyoruz ki; vücuttaki sistemlerin mükemmel yapısı, organlar, damarlar ve refleksler gayri ihtiyari çalışıyor. Yani gayri ihtiyari çalışıyor. Vücuttaki bu sistemler bizim idaremize verilmemiş. Bunun yanında ruhsal durumumuzun fiziki bedenimizdeki işleyişi etkilediği zaten bilinmektedir. Yaşadığınız herhangi bir olayı beyniniz işler, konumlandırır ve hazmeder. Bazen ağır olayları işleyemez bize hatırlatır, gözümüzün önüne getirir. Hatta bunu günlerce bazen haftalarca yapar. Çünkü hazmetmediği olay beynimizi meşgul eder, yapması gerekenlere engel olur, verimini düşürür. Bundan dolayı da enerji bedenimize de yeteri enerji giremez. Haliyle zamanla depolanmış enerjimizi tükettiğimizde, hazmedilmeyen olaya uygun rahatsızlıklar görmeye başlarız. Ta ki hazmedene kadar o rahatsızlık düzelmez. İnsan geçmişiyle yüzleşip meseleleri hazmettikçe fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkların bir çoğundan kurtulur.

 

 

 

Duygusal Denge

Duygusal yapımız, bizim hayata bakış açımızı şekillendirmeye katkıda bulunduğu gibi fiziki bedenimize ve psikolojimize çok etkileri vardır.  Dengede olmayan duyguların insana katkısı bir yana negatif etkileri çoktur. Benlik, kibir, kızgınlık, öfke, sürekli eleştiri ve şikayet, üzülmek ve diğer tüm menfi duyguların her birinin ayrı olumsuz etkileri vardır. Benlik ve kibir bilgiye engel olur. Farkındalığınız azalır, kendinizi üstün, bilgili, becerili görmeniz daha erken yaşlarda başınızla alakalı rahatsızlıklara duçar olmanıza sebep olabilir.

 

 

Kişisel Gelişim

Gelişim, akıl ve düşüncenin sınırlarını zorlaması bunun yanında kendi mantık yapısının kalıplarından sıyrılmasıyla başlar. Evrende 10,11 hatta bazı bilim insanlarına göre 26 boyut olduğu iddia edilmektedir. Bizim mantığımız da 3 boyutlu aleme göre her şeyi anlamaya çalışır. Denklem kurar. Kendi kalıplarını oluşturur. İnsan aklı, düşünce ve mantığının sınırlarını aşmak isterse kendi bildiklerinin dışında doğruların da olabileceğiniz baştan kabul etmeli. Her fikre saygı göstermeli. Bunu kalbine hazmettirmelidir. Kafadaki bilgi hazmedilmezse hayatın gerçekleriyle yüzleşirken işinize yaramaz. Onu kullanamazsınız.

Mental Yapı

Hayatımızda bizim önümüze gelen tüm pozitif veya negatif ne varsa hepsinin kökü mental yapımızdadır. Fiziksel bedenimizdeki hastalıklar sonuçtur. Mental bedenimiz, akıl, düşünce ve mantığımızın oluşturduğu bedenimizdir. Her bir düşüncemiz ve yaşadıklarımız, bilinçaltında kendine özgü izlerini bırakır. Yaptıklarımız, düşündüklerimiz, duyduklarımız, davrandıklarımız kâinattaki programa uygunsa o bir problem sebebi olarak bize dönmez. Bizi yukarı kaldırır yani İnsan-ı Kamile doğru yükseltir. Ne kadar zıtsa, o bilinçaltındakiler, Mental bedende sorun olarak formalaşır. Yükselmemize mani olur. Karşımıza problem olarak gelir. Bize “beni sen ürettin, sen çöz” der.